2 Temmuz 2009 Perşembe

4 KİTAP 1 ŞARKI

Blogumun oluşturulma sebebi olan unutkanlığımdan etkilenmemesini istediğim en önemli şeyler okuduğum kitaplar sanırım. Hele bir de insan üst üste okuyorsa, 2-3 ay içinde okuduğu kitabın içeriğini unutabiliyor.

Şu sıralar ne okusam diye düşünenlere akıcı-ilk sayfasından itibaren sizi içine alacak 4 kitap önerim olacak. Bu kitapları beğenme dereceme göre sıralayacağım. İlk sırada Khaled Hosseini 'nin çok satanlar listelerinden aylarca inmeyen iki kitabı var. Uçurtma Avcısı ve Bin muhteşem Güneş. Bildiğim kadarıyla Uçurtma Avcısı daha sonra sinemaya da uyarlanmış.

Uçurtma Avcısı artık yetişkin olan ve hayatın yollarını ayırdığı Hasan ve Emir'in çocukluk anılarıyla birlikte yaşadıkları ikilemleri anlatıyor. Emir Kabil'den Amerika'ya göç etmiş ama geçmişini Kabil'de bırakamayan bir adam. Hasan ise Kabil'de hor görülen Hazara etnik kökenine mensup ve yaşamını Kabil’de geçirmekten başka bir seçeneği hiç olmamış. İlk bakışta çok basit gibi görünen bir sorunun cevabı bu kitabı okutunca değişiyor: Sizce hangisi daha şanslıdır?

Bin Muhteşem Güneş açıkçası beni Uçurtma Avcısı'ndan daha da çok etkiledi. Meryem ve Leyla'nın inanılmaz dostluğu, erkek egemen toplumlardaki kadının itilmişliğini yenebilecek midir? Kitabı okuyunca Atatürk'ün mirasına hayran olmamak elde değil. Kabil'deki rejim değişikliğinden sonra insanların alıştıkları düzenlerinin bir anda yok olması sonucu kadınlar yanlarında bie erkek refakatçi bulunmadan seyahat bile edemiyorlar.

Gelelim Türk yazarlarımıza Türklerde Top 2'im şu aralar beni de şaşırtıyor. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi Elif Şafak'ın "Aşk"ı ve Orhan Pamuk'un "Masumiyet Müzesi" bu iki yazar hakkındaki fikirlerimi alt üst etti. Her iki kitaba da bayıldım.

Zülfü Livaneli'nin "Son Ada" sı okuyup bir çırpıda bitirebildiğim bir diğer kitap. Kendilerince ütopik bir yaşam kurmuş, mülkiyet kavramının olmadığı ve bildik günlük telaşların yaşanmadığı cennet bir adanın yok oluşunu anlatıyor. Doğanın o muhteşem dengesini bozmaya kalkanların başına gelenlerse içler acısı.


Hayranı olduğum bir yazarı da eklemeden geçemeyeceğim. Irvin Yalom'un son okuduğum kitabı "Bugünü Yaşama Arzusu" da kendi türünün önde gelen romanlarındandı. Yalom, bu kitabında da psikiyatristliğini konuşturarak grup terapisi üzerinden süper bir öykü sunmuş okuyuculara.

Gelelim şarkımıza. Aslında kitaplarla hiç de uyumlu olmayan bu parçayı, yazın şarkısı ilan ediyoruum! Sebebi beni kıpırdatmaya başlamasıdır. Evet yanlış duymadınız bu şarkıyı ne zaman duysam pek de oynak bir tip olmama rağmen bir "dürtülme" hissi yaratıyor bende. Sözleri de gayet basit olan bu şarkı, 2000'li yılların Can't touch this'i olmaya aday olabilir mi? Buyurun buradan dinleyin.
http://www.dailymotion.com/video/x8lkk7_pitbull-i-know-you-want-me-calle-oc_music

Hiç yorum yok: