23 Ağustos 2009 Pazar

FELEKTEN BİR GÜN!



Cuma günü bir iş için İstanbul’daydım. Sabah uykularımı yayıla yayıla çekmeye alışkın bir insan olarak sabahın 7’sinde yollara düşmek hoşuma gitmemişti ama işim 9.00 da bitince yüzüm güldü. Çünkü saat 14.00’ e kadar özgürdüm ve İstanbul’un şeker gibi esintili havasında yapılacak bir sürü şey vardı.



Önce 9.30 vapuru ile Kabataş’ a geçtim. Fındıklı parkından geçerek Mimar Sinan’ a uğradım. 6 senedir almadığım diplomamı almak için başvuruda bulundum. Okulumu özlemişim; şöyle ki Fen-Edebiyat fakültesi Beşiktaş’taydı ve biz Fındıklı kampusüne sadece şenliklerde gidiyorduk. Dolayısıyla anılarımda hep eğlence ile özdeşleşmektedir Mimar Sinan’ın Fındıklı kampüsü. Vize-final ve diğer mecburiyetlerin hepsi ise Beşiktaş kampusünde kalmıştı…



Fındıklı’ya gelmişken Modern Sanat Müzesi’ni atlamak istemedim. Ve kısa bir yürüyüşle işte Modern Sanat’tayım!


İstanbul Modern, 5. yılını özel etkinliklerle kutluyor. Yaratıcı Atölye çalışmaları, ailece sanat ve haftasonu atölyeleri bunlardan bazıları.



Şansıma iki yeni sergi de açılmış, birisi ‘Yeni yapıtlar-Yeni ufuklar” diğeri ise “Oda Projesi”

Ayrıca müzede sürekli sergi salonunda da bir çok yerli ve yabancı sanatçının çalışmaları sergileniyor. Bu sefer resim sergisini büyük bir dikkatle gezdim.


Osmanlı döneminde saray ressamı olarak ün kazanan Fausto Zonaro’nun “10 Muharrem” tablosu, serginin en çarpıcı eserlerinden biri.


Muharrem ayının 10. gününe denk gelen Hz. Muhammed’in torunu Hüseyin’in Kerbela’da şehit edildiği gün gerçekleştirilen anma törenlerine gayrimüslim olmasına rağmen padişah II. Abdülhamit’in özel izniyle katılan Zonaro’nun buradan esinlenerek yaptığı “10 Muharrem” tablosu insanın tüylerini diken diken ediyor.


1920’lerden günümüze kadar hemen her 10 yılda bir değişen akımlardan etkilenen Türk ressamların eserlerini kronolojik sıralama içinde izleyebiliyorsunuz. Örneğin günümüzde yaygılaşan plastik sanatların ülkemizde 70 yılı başlarında öne çıkmaya başladığını, 90’lı yıllarda ise göç, gecekondulaşma gibi sosyal olayların artık sanatçıların eserlerine yansıyarak sosyalleştiğini öğrenebiliyorsunuz.


Oda projesi ise Danimarkalı fotoğraf sanatçısı Annette Merrild ‘in Hamburg, New York, Barcelona, İstanbul ve Lyon’da çeşitli evlerin oturma odalarının fotoğraflanmasıyla oluşmuş bir sergi.



“Bir kenti daha iyi anlayabilmek için oradaki ev yaşamını görmek gerekir” diye yola çıkan sanatçı, gittiği evlerden verilen hediyeleri ve öğrendiği bir takım adetleri de izleyici ile paylaşmış. Bu sergi ise 30 Ağustos’a kadar devam ediyor.



İstanbul Modern’in büyüleyici boğaz manzarasına sahip şirin kafesinde bir kahve molası verdim. Müze içinde bulunan bu kafenin keyfini daha çok turistler çıkarıyor. Aslında muhteşem manzarasıyla benim vazgeçilmezler listemde yerini aldı ama bir arkadaş/ eş-dost sohbetiyle daha da şenlenebilir kanısındayım. Yalnız gezmeyi sevmeme rağmen çok beğendiğim bir olayı paylaşmazsam coşkum içimde patlıyor.


Bugün ise aile büyükleri ile Amerika’dan gelen kuzen Serdar sayesinde bir araya gelip iftar yemeği yedik.



Ailenin küçük ferdi olarak -pek küçük sayılmam biliyorum ama sözünü ettiğim kuzenlerim 46 ve 5o yaşlarındalar :))-onaylanmak, şımartılmak pek hoşuma gitti, elimde bir sürü armağan ile eve döndüğümde içimde bir huzur, bir sakinlik, bir uyku…uyk..uy..u……………………...


3 yorum:

Ece dedi ki...

Ya ben istanbulda oturuyorum ama iş güç derken fırsat bulamıyorum gezmeye, bravo sana..

Zeynep Aşkın dedi ki...

evet uzak olunca hasretten bir gelince oraya da gidiyim bunu da yapayım diye.. Bir de hayalini de kuruyorum gelmeden önce.

tuğba dedi ki...

Kahve de yalnız gitmez..Bi dahakine ara ben kaçarım işten:)