3 Ağustos 2009 Pazartesi

SİLİVRİ

Silivri'nin yeri benim için diğer tatil yerlerinin arasında çok özeldir. Orası benim küçük cennetim. Belki çok uzun yıllardır gidip gelmemizden belki de bir zamanlar benim için "tatil" in anlamının Silivri ile eşdeğer olmasından.

İstanbul' a olan yakınlığı ve özellikle yaşadığınız siteden içeri girer girmez yemyeşil görüntüsüyle yüzlerce kilometre uzağa gelmiş olma hissini vermesi burayı daha da çekici hale getiriyor.

Bu haftasonu oradaydık. Almanya'dan Sibel Abla ve çocuklar gelmişler ben ise henüz görememiştim onları. Çok gezen kuzen Sibel Almanya'dan gelir gelmez çocukları anneme satıp Karadeniz turuna çıkmıştı. Haftaya da onlar Bodrum' a ben ise Çeşmealtı'na yollanacağımız için görüşmek için en uygun zaman bu haftasonuydu.

Cuma öğleden sonra atladık arabaya ilk durak Erenköy. Gelin Ceylan'ı aldık, oradan Beşiktaş'da çok gezen kuzen Sibel'i topladık, istikamet Silivri. Saat 17.00 de denizde yüzüyorduk bile.


Cuma akşamı işten çıkan abimin gelmesiyle ekip toplandı. Upuzun masada yemekler yendi, içkiler içildi, sohbetler edildi, kahkahalar atıldı. 1 senede yaşananları herzamanki gibi dakikalara sığdırmaya çalışıp hepbir ağızdan ortalığa konuştuk, kahkahalarımız birbirine karıştı. Annemin nefis yemekleri tüketildi, -silivri klasiği- xuxu' lar mideye indirildi. Aklımda bir şarkı, dilime dolandı:

Haydi gel / Haydi gel içelim / Derdini al da gel /Haydi gel içelim / Mazi kalbinde yaraysa Unut artık ne varsa / Haydi gel içelim...

Cumartesi sabahı pazara çıkıp 3 parçası 5 liraya tişörtler alıp doğru denize indik. Senede 1 kez Silivri'ye gelen ben o kadar şanslıydım ki senede 1 kez esen Poyraz'a denk geldim. Sonuçta deniz pırıl pırıldı ve bunalmadan iskele keyfi yapabildik.



Uzun zamandır göremediğim arkadaşlarımla kısa sohbetler ettim, çoluk çocuğa karışanları izledim, eski günleri hatırladım ve düşündüm, sevindim, bazen hüzünlendim. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini bir kez daha anladım. Ama bazen zaman ne kadar hızlı geçerse geçsin bazı şeyleri çok da kolay değiştiremiyor.

Hayat her şeye rağmen güzel ve ne yaşarsak yaşayalım sıkı sıkıya tutunmamız gerekiyor. Bunu başarabilen insanlarsa bence yaşlanmıyor sadece "yaş" alıyor.

Bir haftasonu da böyle bitti.

Bu sabah daimi dostum Hande' ye kahvaltıya gittim. Bu güzel haftasonunu uzatmak istedim. Şimdi ise işler beni bekler...

3 yorum:

Adsız dedi ki...

denizin rengi muhteşem görünüyor.

hande dedi ki...

canım dostum
o iş dediklerin hiç bitmiyor.az ve öz yapıp yaşamaya ve yazmaya devam et...harikasın. keyifle okumak için yeni yazılarını bekliyorum...

Zeynep Aşkın dedi ki...

Adsız, gerçekten de bu haftasonu Marmara denizi aşmıştı kendini.

Sevgili dostum Hande, bu aralar işlerin üzerinden geçiyorum yalnızca. Yalap şalap. Bir gün gaza gelirim elbet...