10 Eylül 2009 Perşembe

PAMUKOVA NO.1

Eveeet sıkı durun! Kadrolu öğretmen olarak atandığım Sakarya'nın Pamukova ilçesiyle ilgili izlenimlerimi aktaracağım yazı dizime başlıyorum!!!

Fotoğraf çekmedim ama artık siz etrafı dağlık ortası bağlık bir ova hayal edin. Hatta şu yandaki resim hayalgücünüze yardım etsin birazcık.


Pazartesi günü Alper'le beraber ilçeye gidip öğretmenevine yerleşmiştik. Ertesi sabah Alper erkenden yola çıkıp işe gidince ben bilmediğim ve kimseyi tanımadığım bu avuçiçi kadar kasabada kaldım bir başıma.

Yabancı yerde uyku problemi çeken ben zombi gibi yataktan kalkarak hazırlanıp hemen öğretmenevinin bitişiğindeki okula doğru yola koyuldum.

Gerekli evraklar alındı-verildi. Kısa bir tanışma-durum değerlendirme faslından sonra, "eh ben gidebilir miyim artık?" şeklinde yanlış bir soruyla müdürün yüreğini hoplattım. Otomatikman "daha yeni geldiğim, biraz yüzümü görmeleri gerektiği" söylenerek Pamukova'ya çakılı bırakıldım. Tamam biliyorum ben de çok şey istiyorum. Ama benden istedikleri herşeyi -yıllık planlar- zümre toplantı tutanakları vs..- çarçabuk hazırlamıştım oysaki. Benim bir excel ve word kurdu olduğumdan haberleri olmadığından bu performansı beklememiş olabilirler:))

Kaderime razı oldum, tam boynum bükük kalakalmışken imdadıma iyilik meleğim Fatma Hocam çıktı. Müdür Yardımcısı olan bu bayan önümüzdeki günlerde Pamukova'daki yol göstericim olacak gibi görünüyor. Beni aldı ve Pamukova'yı tanıtma görevini üstlendi.

İlk durağımız bir kız öğrenci yurdu oldu. Emekli bir öğretmenin işlettiği yurtta Sakarya üniversitesi Pamukova Meslek Yüksek Okulunu kazanan öğrenciler kalıyor çoğunlukla. Yeni-modern bir bina olan bu yurtta tek kişilik oda, kahvaltı-akşam yemeği-güvenlik görevlisi-kablosuz internet bağlantısı vee tüm Pamukova manzaralı bir teras bile bulunuyor. Öğretmenevinde sürekli kalmamın huzur ve güvenlik açısından problem olacağına karar verip bu yurtla anlaştık.

2. durağımız devlet hastanesi. Fatma Öğretmenin eşi de burada doktor. Evet doktorum da var burada:)) Hazır gelmişken devamlı kullandığım bir ilacı yazdırdım hemen. Ardından bana en sevdiğim tıbbi malzeme eşantiyonlarından hediye eden süper bir eczaneyle tanıştım.


Öğlen 2'de tüm bu işler yapılmış ve Pamukova adım adım gezilmiş ve bitmişti:)) Bu arada tüm bu işleri hiç bir araca inip binmeden hallettiğmi söylemem gerekiyor. Artık kasabanın büyüklüğünü siz hayal edin...Burada boş vakitlerimin çok olacağının kesin olacağını düşünerek öğretmenevine dönüp geçtim TV'nin karşısına. O da ne? Trakya ve Silivri'yi seller götürmüş.



Çocukluğumuzdan beri biliriz ki Silivri' de yağmur yağdı mı ayrı bir coşkuyla yağar. Ama bu seferki daha başka, arabaları sürükleyip ağaçları sökmüş; evleri önüne katıp götürmüş. Hemen Silivri'de yazlıkta olan Teyzemi aradım, elektrikler kesik olduğundan TV izleyemediklerini ama site biraz eğimli olduğundan sel sularının denize aktığını söyledi de yüreğime su serpildi. Sonra başka bir işim olamadığından akşama kadar sel haberlerini izleyerek kafayı yedim. Bu arada Pamukovada'da gök gürlemeye başlamaz mı... Sakarya nehri de yakınlarda... Eyvah!


Neyse ki yağmur 2 saat yağıp durdu ve seller götürmedi, ertesi gün oldu, yine okul. Bu sefer Ortalama yükseltme sınavlarında gözetmenlik görevim var. Dönem içinde kullanacağım kitapları alıp okuldaki dolabıma yerleşiyorum bir parça. Derken müdür insafa gelip, "yağmur bastırmadan sen gidebilirsin" diyor. Yuppi!!! (tabii ki bu nida içimden atılıyor:))


Vee evdeyim. Hemen yatağa girip uzun bir uyku çekiyorum. Galiba Pamukova'ya da alışıyorum...


Hiç yorum yok: