13 Aralık 2010 Pazartesi

BÜYÜLÜ DAĞ

Son 1000 yılın en sıcak yazında hamile olan ben, bugünlerde klimalı yatak odama kapanıp, kah sağa kah sola devrilip, o kanal senin bu kanal benim gezinip, olmadı kitap okuyup yemek yiyip, gün içinde hafif şekerlemeler yaparak (şimdi kulağa daha bir büyülü geliyor) geçirdim bu dönemi...

Thomas Mann' ın Büyülü Dağ serisini de o zaman okumuştum. Nobel ödüllü yazarın Buddenbrooklar kitabına başlamış, sonunu getirememiştim. Ama İsveç' in karlı yamaçlarında geçen Büyülü Dağ serisi yazın sıcak günlerinde beni aldı götürdü.



Öyle "şimdi ne olacak" tarzında sürükleyici olmamakla beraber uzun tasvirleri, ayrıntılı tanımlamaları ve uzun uzuun dönem olaylarının eleştirisiyle beraber kahramanımız gemi mühendisi Hans Cartorp'un hayatına hakim oluyoruz.


Platonik aşkların en sancılısından birini yaşayan Hans Bey, sadece kuzenini ziyaret için gittiği sanatoryumda kendinin de en ağırından zatürre olduğunu öğrenmesiyle beraber uzun yıllarını burada geçiriyor. Soğuk kış günlerinde ne okusam diyorsanız, ve de uzun uzun vaktiniz ve de kaygısız bir zihniniz varsa iyi gider diye düşünüyorum. Aksi takdirde biraz ağır kaçabilir kanımca...

Hiç yorum yok: