31 Aralık 2010 Cuma

KAL 2010!

"Git 2009" demiştim bir önceki yeni yıl yazımda. Acaip şeyler yaşamıştım, dünyayı ve hayatımı bir çuvala koyup en yakın duvara fırlatma isteği haiz olmuştu içimde. Ama 2010 öyle mi? Asla!!!

Sevgili 2010 ilk günlerinde minik meleğimi müjdeledi bana. Sonra 2010 da tanıdığım insanlar, giriştiğim işler hep olumlu sonuçlar doğurdu. Herşey yolunda gitti yani.


İşte tam da bu yüzden gitsin istemiyorum 2010. Havada günlük güneşlik mübarek 31 aralık değil de 31 mayıs sanki!!!


Neyse kısa keserek 2011' e bir kaç mesaj yolluyorum; Uğursuzluk yapma, uyumlu ol, tatlı tatlı konuş sen bilirsin de!


Acilen kaçıyorum hindiyi fırına vermem lazım.


İyi seneleeeer!!!!


29 Aralık 2010 Çarşamba

KESTANE KEBAP YEMESİ SEVAP

1999' da üniversiteye hazırlanırken şubat tatilinde İstanbul' daki kankama kalmaya gitmiştim. Yağmurlu bir günde İstiklal' de gezerken sıcacık kestanelerden almış, damağımızı yaka yaka yemiştik. Şimdi kışın nerde sokak kestanesi görsem alırım.
Evde bir türlü olmuyordu işte! Türlü çeşit yol denedim, sokaktakiler gibi olmadı. Çözüm yanı başımdaymış, görmemişim.

Annem tarif etti. Ben de yaptım.


Önce iyice yıkıyoruz kestanelerimizi. Sonra bombeli yerlerinden çiziyoruz. Çizmeyi kolaylaştıran anahtar, maket bıçağı. Bombeli yerler boydan boya çizilecek burası önemli. Sonra kestanelerin üzerine kaynar suyu üzerlerine çıkacak kadar döküp 30-40 dk. bekliyoruz.


Sonra bombeli yerler yukarı bakacak şekilde fırın tepsisine dizip, fırının ızgara kısmını yakıyoruz. Kestaneler 30 dk. sonra hazır.

Valla oldu. Ben Ece' yi beslerken Alper de beni besledi; kestaneler mideye indi!

28 Aralık 2010 Salı

ECE' NİN BLOGU


Bizim bebek Ece tutturdu ben de blog isterim diye. Adını da "Karabiber Tanesi" koydu.

Ee bebek isterse gel de yapma...

Bizim kızın maceraları da bundan böyle burada...

Bence izleyin, yoksa çok kızabilir kendisi...

18 Aralık 2010 Cumartesi

MUTSUZ YUMURTA

Bu mutsuz yumurta, keyfimin yerine gelmesi için tarafımdan yapılmıştır, lakin o da bir keyifsiz görünmüyor mu sizce de?


Yumurta da şaşkın bu duruma...

15 Aralık 2010 Çarşamba

ECE' NİN SEVDİKLERİ -evdeki yardımcılarım-

Doğum yapmadan önce gerek kıyafet, gerek oyuncak, gerekse ıvır zıvır satın alma konusunda -sanki hepsi çok ama çok lazım olacakmış gibi- bir satın alma isteği, bir satın alma isteği...

"Al al al al deli gibi deli gibi saç saç saç saç" moduna girmek işten bile değil. Bir çok anne bunu yaşamıştır sanıyorum. Ece bu cuma 3 aylık olacak. Şimdi huzurlarınızda Ece' nin en sevdiği ve evde yalnızken onu oyalama bakımından en çok işime yarayan materyaller geliyor,


İlki ana kucağı ve oto koltuğunu da monte edebildiğimiz bebek arabamız. Havalar güzel giderken gezmeye bile çıktık biz. Şimdi evde Ece onun içinde dolaşmak, oturmak ve uykuya dalmaktan çok hoşlanıyor. Bu açıdan Maxi Cosi oto koltuğu pozisyonu itibariyle anne karnındakine en yakın duruşu sağlıyormuş. Yine de minik Ece'miz 2 aylık olana kadar pek rahat edemedi. Ancak 2,5 aydan sonra neredeyse kucağımızdankinden daha rahat ediyor diyebilirim bu arabasının içinde.

2. sırada titreşimli minik kaplanı var. Onu görünce hipnotize olmuş-çok şaşırmış gibi bakıyor, sonra gülücükler saçarak kaplanıyla konuşmaya başlıyor. Alper "sanırım bunu kardeşi sanıyor" diyor...
3. sırada ise egzersiz arkadaşları bulunuyor. Dokunduğunuzda müzik çalıp ışıklar saçan bu alet, bebek sırtüstü yatarken başka, yüzükoyun yatarken başka pozisyon alabiliyor.

Şimdilik numaralarımız bunlar. Evde onu oyalamak için en çok işime yarayanlar. Büyüdükçe başka başka yardımcıları da tanıtmaya devam edeceğim...

ROTA VİRÜSÜ AŞISI

Gün geçmiyor ki yeni bir virüs hayatımıza girmesin. Rota virüsü de bunlardan biri...

2 yıldan beri tüm bebeklere yapılması önerilen bir aşı. Henüz sağlık bakanlığının aşı takvimine girmemekle beraber, çocuk doktorları üzerinde hemfikir olduğundan yapılması öneriliyor.

Peki nedir bu rota virüsü?

Daha çok kış aylarında çoğalan ve nesnelerin üzerinde yaşayabilen bir virüs. Şiddetli ishal ve kusmaya sebep oluyor; hastanede serum tedavisine başvurmaya kadar götürebiliyormuş.

Ece' nin doktoru yapalım dedi, yaptırdık. Ateş yapmamakla beraber, aşıyı takip eden 2 gün iştahsızlık-huysuzluk ve çokça uyuma isteği oldu Ece' de. Yan etkisi yok dense de ben şahsen bunları gözlemledim.

Aşı, bebek 60 günlük olmadan ağız yoluyla veriliyor, 2 ay sonrasında ise bir dozu daha var.

Fiyatı 145 tl.

Yaptırmadan önce tereddütlerim vardı, ancak Beril ve Ben blogunda Beril bebeğin aşı olmasına rağmen rota virüsünü kapması ve hastalık sürecini okuyunca iyi ki yaptırmışız dedim. Aşı olmasına rağmen böyle ağır geçen bir hastalığın, aşısız nasıl seyredeceğini düşünmek beni ürküttü.

Daha fazla uzman bilgisi için tam şuraya bir tık!

13 Aralık 2010 Pazartesi

BÜYÜLÜ DAĞ

Son 1000 yılın en sıcak yazında hamile olan ben, bugünlerde klimalı yatak odama kapanıp, kah sağa kah sola devrilip, o kanal senin bu kanal benim gezinip, olmadı kitap okuyup yemek yiyip, gün içinde hafif şekerlemeler yaparak (şimdi kulağa daha bir büyülü geliyor) geçirdim bu dönemi...

Thomas Mann' ın Büyülü Dağ serisini de o zaman okumuştum. Nobel ödüllü yazarın Buddenbrooklar kitabına başlamış, sonunu getirememiştim. Ama İsveç' in karlı yamaçlarında geçen Büyülü Dağ serisi yazın sıcak günlerinde beni aldı götürdü.



Öyle "şimdi ne olacak" tarzında sürükleyici olmamakla beraber uzun tasvirleri, ayrıntılı tanımlamaları ve uzun uzuun dönem olaylarının eleştirisiyle beraber kahramanımız gemi mühendisi Hans Cartorp'un hayatına hakim oluyoruz.


Platonik aşkların en sancılısından birini yaşayan Hans Bey, sadece kuzenini ziyaret için gittiği sanatoryumda kendinin de en ağırından zatürre olduğunu öğrenmesiyle beraber uzun yıllarını burada geçiriyor. Soğuk kış günlerinde ne okusam diyorsanız, ve de uzun uzun vaktiniz ve de kaygısız bir zihniniz varsa iyi gider diye düşünüyorum. Aksi takdirde biraz ağır kaçabilir kanımca...

12 Aralık 2010 Pazar

MIŞIL MIŞIL BİR UYKU İÇİN...

Ece uykuya daldı, ben de yorgun argın yatağa uzandım, düşünceler kafamdan geçiyor, uyku beni çağırıyor, o da ne? Fırk fırk bir ses, Ece horluyor olabilir mi? Yok canım el kadar bebek, ama çıkardığı ses inanılmaz, derken o da kendi sesine uyanıyor. O gece aralıklarla tuhaf sesler eşliğinde uyamaya çalışıyoruz. Sabah sütünü emerken aynı problem bebeğimin burnu tıkanık! Araştırmaya başlıyorum. Bebeklerde burun tıkanıklığının başlıca 3 sebebi olurmuş. Üşütme ve alerji sebepleri dışında burun tıkanıklığının bir diğer nedeni ise ortamdaki nem miktarının azalmasıymış.

Ayrıca bebeklerin östaki boruları dik konumlandığından ve burun kemerleri dar olduğundan burun tıkanıklığı beslenme sorunlarına ve başka önemli sorunlara da yol açabilirmiş.


Üşütme ve alerji şıklarını eleyerek nem miktarına kafayı takıyorum.


Çünkü daha önce böyle bir sorunumuz yokken hava soğuyup kaloriferler delice yanmaya başladığından bu yana gün yüzüne çıktı.


Hooop internetten bir sipariş şimdi soğuk buhar makinemizle burnumuz açık, keyfimiz yerinde.


Ayrıca sadece bebekler değil, kışın sık sık bademcik enfeksiyonu geçirenler, üst solunum yollarıyla başı dertte olanlar için de bir buhar makinası uyku kalitesini yükseltecektir diye düşünüyorum.


Şahsen kışın hatır hutur kuruyan cildim bile biraz rahatladı diyebilirim. Buhar makinamız Weewell marka. 2-4-6-8 saat seçenekleri ile otomatik kapanma, ya da ortamdaki nem miktarına göre kendiliğinden devreye girme, uzaktan kumanda ve sessiz çalışma özelliklerine sahip.


Ben memnun kaldım. Duyurulur...

LAZANYA

Tadı hala damağımdayken paylaşmak istedim. Dün lazanya pişirdim. Açlıktan gözüm kararmaya başlamıştı bu yüzden fırından çıkar çıkmaz mideye indirmiştim. Bugün dinlenmiş şekilde ısıtıp yiyince daha çok hoşuma gitti.

Şimdi lazanya hakkında birkaç ipucu;

Marketlerde genelde Barilla marka satılıyor. Ben başka marka denemediğim için diğerlerini bilemeyeceğim fakat barilladan memnun kaldığımı söyleyebilirim. Yapılışı kutu üzerinde mevcut, aynen uyguladım, falso vermedi.

Beşamel sos için evde Knorr' un hazır paketi vardı, onu kullandım. Ancak siz siz olun lazanya yaparken beşamel sosunuzu çok daha sıvı tutun. Normalde 750 ml. süt kullanılırken ben 1,5 kiloya yakın sütle pişirdim.

Ayrıca çok açken yapmayın, çünkü asıl lezzeti fırından çıktıktan 30 dk. sonra oturuyor, dayanamayıp mideye indirirseniz benim gibi, yana yana ne yediğinizi fark edemeyebilirsiniz....


Ne pişirsem diyenlere duyurulur....


4 Aralık 2010 Cumartesi

TATLI TATLI KURABİYELER YAPTIM

Evlilik yıldönümümüz münasebetiyle düzenlenen şenliklerin bir ayağı, sabah kahvaltı masasını sürpriz bir şekilde süsleyen kurabiyeler olacaktı ki Alper, vakitsiz bir yıllık izin alınca planlar alt-üst oldu, kurabiyeler -sürprizi kaçmasın diye- ışık hızıyla daha erken yapıldı. Kurabiyeler erken yapılınca, kutlamalar erken başladı, gördüğünüz kurbiyelerin yarısı mideye indi.

Blogu takip edenler Loli' nin Kurabiye Fabrikası ve Ece' nin doğum kurabiyelerinden haberdardırlar.

Cabbar kızlar Gökçe ve Ceylan Loli ile kurabiye yapmayı öğrendiler, bana da tarif ettiler. Ortaya bu güzeller çıktı...

Tabii ki benimkiler ekstra amatörce, yaratıcılıktan epeyce uzaklar. Ancak tatları güzel oldu. Birazcık daha profesyonel kalıplara ihtiyacım var sadece. Artık özel günlerde bol bol yaparak kendimi aşarım diye umuyorum.


Nazı geçen arkadaşlarımdan sipariş de alabilirim:))