28 Mart 2011 Pazartesi

İKİ YENİ KİTAP

Geçtiğimiz hafta ev içi sirkülasyon yoğundu. Bir sürü misafir, hepsi de Ece için gidip geldiler, gidip geldiler, şimdi kaldık yine iki başımıza...



Paylaşmam gereken tonla olay var, uzun zamandır kitap yazmamışım, şimdilerde bebek bakımı ağırlıklı gidiyorum,



İlki, "mahallenin en mutlu yumurcağı" Amerikalı çocuk doktoru H. Karp'ın geliştirdiği bir yöntem "yumurcak-ça"sayesinde 1-4 yaş arası çocukların iletişim problemleri sıfıra iniyormuş. Huysuzluk krizleri, ağlama nöbetleri, tutturmalarda birebirmiş "yumurçak-ça"... Bakalım bizim yumurcağa işleyecek mi? Uslu ve özgüvenli bir-dört yaş arası çocuklar yetiştirmenin yeni yolu olarak sunulan bu yöntemi anneler kaçırmasınlar!




İkinci kitabımız e-mail yollayan herkese sadece kargo ücreti karşılığında yolladıkları "Annelik Akademisi" Boyut yayınlarının bir hizmeti olarak sunulan kitaplar arasında hamilelik akademisi de mevcut. Ücretsiz kitabınız için şuraya bir tık!

15 Mart 2011 Salı

UFAK TÜYOLAR

Kahvaltı zevkimi bilmeyen kalmamıştır herhalde. İyi yapılan bir uzun kahvaltıdan sonra akşama kadar acıkmıyorum neredeyse...

Önerilerim yine kahvaltıya dair ne hikmetse.


İlki Trakya Çiftliğin keçi peyniri, şu aşağıdaki minik resme dikkat, içinde müthiş bir lezzet bombası var, "yediğim en iyi peynirler" kategorisindede ilk 2 yi paylaşıyor.

2. önerim, yaz diyetlerinin günyüzüne çıktığı şu günlerde -benim diyetle falan alakam yok yanlış anlaşılmasın- tatlı krizlerine bir çözüm. Lifalif in çikolatalısı var, çok da leziz. Acele kahvaltılar ya da akşamüzeri kazınmaları için denemeye değer....

E-BEBEK YİNE, YENİ, YENİDEN

Medela süt pompam yine bozuldu. Öncelikli tavsiyem bir süt pompası alacaksanız bu medela marka olmasın. Ancak medela olduysa da umarım E-bebek mağazalarından almışsınızdır, zira 6 ayda 2. kez bozulan pompamı bu kez “dövüşmeden” değiştirdiler.-1.dövüşü hatırlamayanlar şuraya bir tık lütfen!

Medela ile yola devam ediyoruz, zaten minnoş ek besinlere de başladı ve artık süt yavan geliyor küçük hanıma, daha çok “pekmezli” mamalar istiyor şu sıralar.

Okuyumaya devam edin; sırada birkaç minik öneri var.

11 Mart 2011 Cuma

2011 KARDAN ADAM GÜZELLİK YARIŞMASI

Dün gece şöyle bir yürüyüşe çıktım, evin karşısındaki parkta kardanadamlarla karşılaştım. Çok ısrar ettiler, "Zeynep abla hangimiz daha güzel olmuşuz" diye...

Hepiniz güzelsiniz dedim, inandıramadım, sizlere sormam konusunda ısrarcı oldular, karar sizin:

Miss Kardan 1;



Miss Kardan 2;


Miss Kardan 3;

karar sizin:)

ÇOCUK OLMAK...



Çocuk olmak demek, yerde kalan son kar birikintisinin başında eğlenebilmek demek!
Şiiişşşşşt bizim arabaya doğru değil!

10 Mart 2011 Perşembe

ZEYNEPCE

Dün akşam mutfakta yemek yiyoruz, Ece, Alper, ben. Tabağı değiştirmek için masadan kalkıp camdan baktım, bu sırada da heyecanlı şekilde bir şeyler anlatıyorum Alper’e.

Ağzımdan çıkıverdi; “Aaa fıtı!”

Alper: “??!?”

Arada sırada oluyor bu, heyecan ve aceleden aynı anda düşündüğüm iki kelime birleşiveriyor, pat! yeni bir kelime çıkıyor ortaya. Fıtı, yani fırtına ve tipi‘ nin karışımı:)) Bütün gece fıtı aşağı fıtı yukarı kendimle dalga geçip durdum:)

Daha böyle kelimelerim mevcut. Aklıma geldikçe paylaşacağım…

7 Mart 2011 Pazartesi

DEXTER



Hiçbir dizi beni bu kadar heyecanlandırmıyor. Dünyanın en iyi kalpli seri katili Dexter Morgan' ın koca bir hayranı var karşınızda. E2' de hava kararınca kuşağında pazartesi günleri 23, tekrarı pazar 22 de.



Uykusu kaçanlara duyurulur.

MECBURİYET CADDESİ

Blogspot yasağının sağı solu belli olmuyor şu sıralar. Bence Digitürk'ün maç yayını olduğu günlerde kapatılıp sonra açılıyor.

Onca yazıyı ve yazma hevesimi çöpe atmaya gönlüm razı gelmedi, "mecburiyet caddesi" yayında.

Buradan daha farklı olacak orası. Muhalif köşem, buradaki tüm yazıların yedeklendiği, üstüne bir de yeni yazıların ekleneceği bir mecra.

Sık kullanılanlara ekleyiniz...http://mecburiyetcaddesi.wordpress.com/

2 Mart 2011 Çarşamba

KREP DÖ LA BROKOLİ :)

Bu tarifi ben buldum, adı da afili olsun dedim.

Ne bir yerde okudum ne de yedim, yalnızca buzdolabını karıştırdıktan sonra "ne pişirsem acaba" düşünceleri içinde Ece' yi emzirirken bir ampul yandı, ortaya bu yemek çıktı. Çok da güzel oldu...

Sonrasında Ece' yi uyandırmamak için parmak uçlarımda odaya girip fotoğraf makinasını kapıp görüntüleme işini de halledince yazıvereyim dedim.


Krep malzemelerimiz, 1 bardak un, 1 yumurta, yarım bardak su, yarım bardak süt, karabiber,azıcık tuz ve kimyon. Hepsini çırpıp, yağlayıp kızdırdığımız teflon tavamızda bildiğimiz üzere kreplerimizi yapıyoruz.

Bu arada, brokolilerimizi de yıkayıp buharda haşlamaya bırakıyoruz.


Ardından küçük bir tencerede beşamel sos hazırlamamız gerekiyor. Bunun için ölçü veremiyorum, ben göz kararı yaptım. Ama tahminen 2 kaşık tereyağına büyük bir tahta kaşık unu sarartıp azar azar süt ekleyerek kavurdum, süt miktarı iki bardak civarı sanırım, hafif sulu bir muhallebi kıvamına gelince olmuş demektir. Siz garantili bir beşamel sos için internete bir göz atın yine de...


Ardından haşlanan brokolileri beşamel sos ile ezip yine tuzluyoruz. Bu karışımı kreplerimizin arasına bolca sürüp rulo şeklinde katlıyoruz. Ben maydanoz sapları ile bağlayıp üzerlerine birer dilim dil peyniri koyup fırında erittim. Fırın kabına da ortadan böldüğüm bir diş sarımsağı koydum, -kreplerimin üzerine sürüp-

Valla çok güzel oldu, -Alper de sevdi- hem de pratik.

Brokoli yemek için güzel bir yöntem...

Ee daha ne diyeyim?

BLOGGER LARA CEZA


Bu ülkede gerçekleştirdiğiniz hiç bir başarı cezasız kalmaz demişti birgün 5N1K' da Cüneyt Özdemir...


Çağın vazgeçilmez unsurları bloglar başka hangi ülkede yasaklanır toptan anlamak mümkün değil.


Lafı fazla uzatmadan çare arayışına gidelim, sevgili Zeugma DNS ayarlarını değiştirmeyi göstermiş, hadi topluca bir gözatalım, bir tıkla, blog okumaya devam edelim...

1 Mart 2011 Salı

TANTİTONİ

Ece yokken hayatımızda daha sık İstanbul' a gider gelirdik. Kafamıza esince arabaya atlar, gezer tozar, pilleri şarj edip dönerdik. Yaza doğru eski performansımıza dönmeyi planlıyoruz Alper' le. Ancak, bu soğuk günlerde ve kızamık salgını muhabbeti varken aşıları eksik olan minnoşa kıyamıyorum ben. O yüzden evdeyiz. Mutluyum, yanlış anlaşılması, evin bir iç dinamiği var artık, biberonlar, bezler, yemekler, bilgisayar...Böyle bir döngü.

İstanbul gezmelerinde Optimum Outlet yol üzerinde olduğundan şöyle bir uğrardık, bir şeyler atıştırır, Park Bravo, Mango ve Tantitoni' ye mutlaka göz atar, yola devam ederdik. Aklım en çok Tantitoni de kalırdı, herzaman ufak tefek alınacak bir şeyler vardı!


Meğer ben boşuna üzülürmüşüm a dostlar, Tantiş shop yayındaymış kaç zamandır, hemide %30 lara varan indirim varmış şu aralar, duyduk duymadık demeyiiiin! Tez vakit tıklayıııınnn!