24 Mayıs 2011 Salı

HEY JUDE

Bu kış evde oturarak Ece' yi büyütmek çok iyi geldi bana. Dün okula uğradım bir iş için ve öğretmen arkadaşlar artık sıkılıp sıkılmadığımı sordular, evde çok iyi vakit geçirdiğimi söyledim. Ama her güzel şeyin bir sonu var 9 haziran işbaşı. Gerçi 10' unda da okullar kapanıyor :)) Bu arada okulum artık eve çok ama çok yakın arabayla 15 dk.


Birkaç toplantı ve sorumluluk sınavları derken asıl zil benim için taa 19 eylülde çalacak. Bu arada değerlendirilmesi gereken koca bir yaz var. Yüzmeyi çok özledim sezonu bu haftasonu açıyoruz çeşmealtında, dönüşte de havuzda yüzmeye devam, en azından annemler yaz sezonunu açmadan Ece' yi bırakarak biraz form tutabilirim havuzda.


Ve şu aralar anlıyorum ki bir bebeğe bakmak gün geçtikçe daha ağır bir iş oluyor, çünkü koyduğum yerde durmuyor artık, allahtan geceleri erken uyuyor da biraz keyfime bakıyorum. Yine de yatağa girdiğimde haşatım çıkmış oluyor. Gece boyunca da 2-3 kez uyandığını ve sabah 6-7 arası gözlerini açtığını hesaba katarak bir çocuk yapmadan önce gerçekten hazır olup olmadığınızı bir kez daha gözden geçirin derim. Ben bu tempoya hazırdım ve kış boyu evde oluşum bana ekstra bir konfor sağladı.


Ve son olarak düşünce gücü ile ilgili bir kitap okuyorum. Düşüncelerimizle olayları ya da kişileri hayatımıza çağırıyor muyuz sizce de?


Bir kişi aklınızdan geçerken telefonunuz çalıyor ve karşınıza o kişi çıkıyor mu, ya da ansızın karşılaşıveriyor musunuz, ya da gördüğünüzü mü zannediyorsunuz?


Siz siz olun ne düşündüğünüze dikkat edin.


Oh be uzun zamandır konusuz abuklamamıştım iyi geldi.


Son olarak şu fener şampiyonluğuna değineyim. Babam fenerlidir, ece'yi de saflarına almaya kararlı. Kendisi azıcık da fanatik mi desem mesela bursa-fener maçında fener yenilince ağzımdan "oh çok iyi oldu hehehe" sözcüklerini duyan babam birden köpürüvermişti, "bursalı mısın" niye seviniyorsun diye ve gayet de ciddiydi, o günden beri fenerlilerle uğraşmam tırsarım. Nedense bende fenerbahçenin biraz zorlama şampiyon yapıldığı hissiyatı oluştu, beşiktaş maçındaki hakem kararları yüzünden. Diyorum ve kaçıyorum, yine de şampiyonluk kutlamaları hoştu dün gece lig tv' de denk geldim. Ama özellikle Emre ve kaleci volkana gıcık olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.


Oh rahatladım:)

22 Mayıs 2011 Pazar

MEKSİKA FASULYESİ

Adını çok duymuş, dememiştim hiç. En son Metro çıkarmamızda satın aldım, dün de yapma fırsatım oldu. "Yapma" derken yanlış anlaşılmasın, meksika fasülyesi zaten konserve satılıyor açıp, yıkayıp yiyorsunuz, yani pek zahmetsiz.



Ben salatasını yaptım, çok güzel oldu. Gerekli malzemelerimiz; taze soğan (nince kıyılmış normal soğan da olabilir), közlenmiş kırmızı biber, taze nane, zeytinyağı, limon, balzamik, limon ve tuz!


Adı üstünde salata, istediğini at içine, naneyi çıkar, domates koy falan. Ama tarif ettiğim şekli denenmiş, onaylanmıştır ona göre.


Evde bulundurun acil durumlar için etin yanına bu salata hayat kurtarır, demedi demeyin sonra.


3. KOCAELİ KİTAP FUARI

Turgut Özakman, Muzaffer İzgü, Alev Coşkun, Nihat Genç, Zekeriya Beyaz.


Hepsiyle görüştüm dün. Çok da tesadüf oldu. 3. Kocaeli kitap fuarı yaklaşık 10 gündür devam ediyordu ve dün hadi gidelim bi dedik. Öylesine gittik. Çünkü 1. sinde "yandaş" yayınevleri çoğunluktaydı ve tadı yoktu bizim için.




Ama bu seferki öyle değildi. Her kesime hitap eden geniş bir fuardı. Tam bir kitap fuarıydı hem de İstanbuldakini bile gölgede bırakmıştı benim adıma çünkü hiçbir kargaşa yoktu. Yukarıda saydığım isimlerle rahat rahat sohbet etme olanağı vardı. Tabii ki söyleyecek sözü olanlar için.




Biz çok iyi vakit geçirdik, bir sürü kitap yüklendik. En güzeli de Ece için Turgut ÖZAKMAN' a imzalattığımız "Dersimiz: ATATÜRK" kitabı oldu. Ece' ye güzel bir hatıra olacak büyüdüğünde. Adına imzalanan ilk kitabı çok manalı oldu.




Emre KONGAR bugünkü konuklar arasında mesela, tekrar gitmeyi düşünüyoruz. Kaçırdıklarımızı görünce de çok hayıflandık. Banu Avar, Muazzez İlmiye Çığ, Sunay Akın, Doğan Cüceloğlu aklıma gelen isimler.

Yazarların okuyucu ile buluşmaları umarım önümüzdeki yıllarda da bu şekilde devam eder de biz de nasipleniriz.

20 Mayıs 2011 Cuma

HIZLI HIZLI



Hızlı hızlı...


  • Ben bir ayaklı sismograf olarak ilk kez bir depremi hissetmedim, çok mutluyum:), facebookta yazılan durum güncellememlerini okuyup geçtim, hissetmemek hoşmuş:)


  • Ecobik bir ilkini daha yaşıyor, soğuk algınlığı oldu garibim, burnu fırk fırk, burun aspiratörünün gözünü seveyim, her eve lazım...


  • Son ikea çıkarmasını geçtiğimiz haftasonu yaşadık, fakat yine hasarsız olmadı, bir çerçeveyi kırmışım, şimdi ona yeni bir çözüm arayışı var, ilk ve son halini yayınlayınca çokkk şaşıracak, yaratıcılığıma hayran kalacaksınız:)


  • Kanyon'daydı Ayhan SİCİMOĞLU, biz de oradaydık, ailecek hastasıyız da...Ayhan Sicimoğlu ve Latin All Stars Kanyonu coşturdu, biz de güzel vakit geçirdik. Kanyon bilirkişisi gelin Ceylan' a teşekkür.


  • Sadece topitop değil, Alper ve ben de şişirdik bademcikleri, baş zanlı arabanın kliması, tez hesabı kesile!


  • Haftasonu bir de DHO all stars maçı vardı, Alper de başrollerde bir kaç sayı atınca çok havaya girdi, durmadan NBA izliyor,-umarım bu post' u okumaz:))-


  • Bademciklerden sebep Çeşmealtını erteledik 1 hafta keza havanın da tadı tuzu yok...

2 Mayıs 2011 Pazartesi



"Kraliyet düğünü" mü?!!? -"Banane yaaa beni zerre kadar ilgilendirmiyor, amma da abarttılar..." derken sabah twitterda Yılmaz Özdil' in bile geyik çevirdiğini görünce bu konuda azıcık tırsmıştım. Sonra cuma günü tv' yi hiç ama hiç açmadım. Taa ki 4 km. yürüyüş, Ece' nin banyosu, maması derken akşam haberlerinde Kate Middleton' ın o zarif görüntülerini görene kadar. Sonra hızlı bir zapping turuyla tüm haberlerde kraliyet düğünü tarandı.




Sonra haftasonu sırasıyla CNN Türk, BBC entertainment ve pazar sabahı 5.45 te uyanan Ece sayesinde 6.30 da kahvaltı ederken bulunca kendimi son olarak BBC türkçe de düğünün belgeselini izledim de izledim.


En sonunda Alper "sen daha güzelsin" demek suretiyle bu düğüne; ziyadesiyle de hatuna olan hayranlığıma bir son vermek istedi:))


Şimdilik düşes olan İngiltere Kraliçeliği' ne aday bu hanım kızımızın takılarındaki, makyajındaki ve saçlarındaki sadelikti onu bu denli özel kılan. Nitekim esmer Türk kadınlarının sarı saç takıntısı, tombik ve yere yakın bayanların kabarık gelinlik sevdası, kuyumcu soygunundan yeni çıkmış ta kaçıyormuş izlenimi veren takalım da takalım dost düşman çatlasın hareketlerinin yaygın olduğu ülkemde Kate' i anlamakta zorlanan bir çevre vardır mutlaka.


O çevre şunu da bir düşünsün: Monarşi ile yönetilen İngiltere' deki demokrasinin ülkemizdekinden bin kat daha fazla olduğunu düşünüyorum. Kraliçenin torunları askerliklerini Afganistanda yapıyor, Alaska' da gönüllü çalışıyorlar. Başbakan çocuklarını özel okula gönderdi diye halk tarafından protesto ediliyor, bunun sonucunda çocuklar devlet okuluna geçiş yapmak zorunda kalıyorlar. Bilinçli bir halk yönetim şeklinden daha mı önemli? Sonuç yine eğitime çıkıyor. Sonuç olarak modern çağda kral adayı damarlarında "mavi kan" akmayan bir kadınla hayatını birleştiriyor.




Çin' de de çakma kraliyet düğünleri revaçtaymış. 7000 doları bastıran kralla kraliçeye dönüşüveriyormuş. yakında bize de sıçrar mı dersiniz?